Sinterleme

Kaçıncı hastane ziyaretimizde anlatacaksın?

Teselliye inanmıyorum, acıya inanıyorum. En büyük acıları bile soğukkanlılıkla paylaşmamın sebebi buydu. Çevremdekilerin teselli etme refleksiyle saçmalamasını izlemekten oldum olası nefret ettim. Zaten, anlatmamı isteyerek söylememiştin, biliyordun. Günlerdir süren ağrı kesici sarhoşluğunda, kafamın ne kadar çalıştığını öğrenmek istemiştin. O’nun el yazısı, ses tonu, ensesine dökülen saçları, çantasında bir şeyler araması, beni her yolcu edişinde ağlayışı, abartıları, saplantıları.. bir kutu şeker ve anahtarlığı. Hafızamdan ve hayatımdan çıkaramadığım her şey yavaş yavaş flulaşacaktı ama çıkarıp bir kenara bıraktığım anahtarlığın dahi yenisini sanırım uzun bir süre alamayacaktım. Yeni anılar yaratmaya ne zaman başlayabileceğimi kestiremiyordum.

Bunları düşünürken, eczaneden aldığını farketmediğim eşantiyon anahtarlığa anahtarlarımı sırayla geçirmeye başladığında taksideydik. Sızı tekrar başlıyordu. Zorlayıcı olanı, unutmak değil, unutmaya çalışmanın fikriydi.

Ve anahtarları uzattın.

Birleştirmeseydim, teker teker kaybolacaklardı.

Egzoz Zamanı

Yumruk yemiş gibi.

Bir büyük devirmiş gibi.

Kusacak ama beceremiyor gibi.

Şarkıları tekrar hiç dinleyemeyecek gibi.

Söylediklerini artık başkasına anlatırmış gibi.

Tüm dünyanın elektrikleri kesilmiş gibi.

Kuru ayazda, tir tir titremek gibi.

Tüm çiçekler kurumuş gibi.

Tüm kuşlar susmuş gibi.

Ruhlar alınmış gibi.

Gerçekdışı gibi.

 

Ve yok.

Yarılanma Süresi

Daha toydu.
Daha kemaldik.

Daha zıttı.
Daha benzerdik.

Daha uzaktı.
Daha yakındık.

Daha az dinlerdi.
Daha çok anlardık.

Daha, çok var sandık.
Ve daha çok azalttık.